Baba Zula Röportajı!

Baba Zula elektro saz, kaşık ve darbuka ağırlıklı aletlerle müzik yapıyor. Canlı performanslarında dansözlerle ve giydikleri elbiseler ile konserlerine renk katarak, Türkiye kültürünü müzikleriyle bizlere anlatmaya çalışıyor. İstanbul saykodelia akımının öncüsü Baba Zula’dan, grubun menajeri Ahmet Bey ve grup vokali Melike yani nam-ı diğer ”Kamûran Kolçak” ile grubun İstanbul’daki stüdyosunda röportaj gerçekleştirdik.

Baba Zula #interview 23.08.14 by Ahmetbalat on Mixcloud

-Baba Zula nasıl bir araya geldi?

Melike: Aslında Baba Zula’dan önce kurucuları Murat Ertel ve Levent Akman Zen projesinde birliktelerdi. Tabutta Rövaşata filmine müzik yaparlarken artık yeni bir proje ile müzik hayatlarına devam etmeye karar vermişler ve böylece Baba Zula doğmuş (gülümsemeler).

Ahmet: Tabutta Rövaşata’ya film yapmak üzere Baba Zula’yı kurmaktan habersizce, sadece onun film müzikleri için bir araya gelmiş bir proje olarak başlamış ama ardından Zen bitmiş, Baba Zula devam ediyor hala.

-Baba Zula Türkiye’den ziyade daha çok yurt dışında konser veriyor. Bunun bir nedeni var mı?

Melike: Aslında Türkiye’den daha da çok değil ama herhalde kendi topraklarımız dışında  en fazla konser veren müzik grubu olduğumuzu söyleyebiliriz. Sadece Avrupa’da da değil Brezilya, Kazakistan, Japonya…

Ahmet: Türkiye’de kendi köküne, kendi toprağında yetişen şeye değer vermeme ya da değerini sonradan anlama eğilimi var. Çünkü Baba Zula’nın yaptığı müzik yabancılara ilginç geliyor. Çünkü saz var, aksak ritimler var, müziğin belli bir felsefesi var. Yurt dışında müzik hayatın içinde olan bir şey. Türkiye’de ise müzik ya eğlenirken ya da üzülürken dinlenilen bir şey.

bbbb

-Baba Zula müzik yaparken kimlerden / nelerden ilham alıyor?

Melike: Çok fazla şey var aslında.

Ahmet: Aşık Veysel’den, Mahsuni Şerif’ten, Moğollar’dan, Barış Manço’dan ilham alıyor. Ama İstanbul’dalar. Bütün dünyada olup biten İstanbul’a da geliyor. Bir o kadar Jimi Hendrix’ten, Bob Marley’den, Jonis Joplin’den ilham alıyoruz. Tabi bunlar müzikal kısmı. Ressamlardan, tiyatroculardan ilham alıyor Baba Zula.

Melike: İstanbul zaten müzisyenler için bayağı malzeme dolu. Ekim ayında yeni albümüz çıkacak. Son dönemde olan biten şeyler, memleketin hali de albüme ziyadesiyle yansıdı.

-Baba Zula’nın ilham aldığı, sevdiği, desteklediği yerli gruplar var mı?

Melike: Kırıka

Ahmet: Kırıka, Kim Ki O, Kadıköylü grupları beğeniyor Baba Zula. Bir noktaya kadar Büyük Ev Ablukada, Gaye Su Akyol gibi oluşumları, isimleri beğeniyor. Duman, Cem Yıldız, Burhan Öçal… şu an aklıma ilk gelenler bunlar.

babazula2

-Baba Zula’nın Türkiye’deki saykodelik müziğe bakış açısı nasıl?

Melike: Eski atmosferi yaşayabileceğimiz mekanlar aslında çok az.

Ahmet: Barış Manço, Erkin Koray, Selda Bağcan… bunlar en popüler isimler. Mavi Işık, Derdi Yok gibi gruplar var. Esasen Türkiye’de saykodelik müziği başlatanlar onlar. Bizi ilham aldık ve onu başka bir hale getirdik ve saykodelik müziği temsil ediyoruz. Baba Zula, Türkiye’deki saykodelik müziğin en net temsilcisi diyebiliriz. Saykodelik müziğin en kuvvetli zamanları 1960 – 1980 arasında yaşandı Türkiye’de. O zamanlar saykodelik müzik yapanlar aslında o zamanların pop starlarıydı Türkiye’de. Bir Barış Manço, bir Erkin Koray konseri olduğu zaman stadyumlar dolarmış. Şu an bir Erkin Koray konseri olduğu zaman insanların haberi bile olmuyor ama Ajda Pekkan konseri ortalığı sallıyor. Bu dönemin ruhuyla da alakalı. 1980 darbesi gibi bir durum var ve onun müziğe etkisi var. Günümüzde çok hareketli bir İstanbul saykodelia müziğinden bahsetmek mümkün değil ama on sene öncesine göre ise daha fazla hareketlilik söz konusu günümüzde. Sadece İstanbul’da değil, Ankara, İzmir, Eskişehir gibi şehirlerde de saykodelik müziğin etkilerini görebilirsiniz. Buralarda  alternatif olana doğru bir yönelme çabası var. Türkiye’de saykodelik müzik istenilen noktada olmasa da bence umut vaadedici.

rr

-Yakın zamanda Fransa, İtalya, Romanya ve Portekiz gibi ülkelerde sahne aldınız. Yurt dışında yaşadığınız heyecandan ve konser atmosferlerinden bana biraz bahseder misiniz?

Melike: Bir kere yurt içi ile yurt dışı konserleri arasındaki fark şu, orada konserler erken saatlerde başlıyor ve oradaki konserlerde daha saygılı bir atmosfer var. Türkiye’deki gibi içkili ve danslı olmuyor genelde yurt dışındaki konserler. İnsanlar yurt dışında konserlere, müzik dinleme aktivitesi olarak bakıyor. İnsanların ilgisini görmek çok güzel. Yurt dışı konserleri, memleket konserlerine nazaran  en başta tabi biraz daha zorlu oluyor. Dinleyicilerin ısınmaları biraz daha zaman alıyor. En son Romanya’da Kızıldağlar Festivali’nde çaldık. Aynı buradaki Gezi olayları gibi orada da dağlarda Siyanür ile altın aranmasına karşı insanlar bir direniş başlattılar. Ne mutlu ki olaylar onların istedikleri yönde gelişti ve şirket projesini geri çekti. En son orada çaldık. Buralara gidip deneyim yaşamak şahane bir şey. Yurt dşında dinleyici kitlemiz yavaş yavaş artıyor aslında geçen sene Avrupa turnesinde bunu fark ettik. Özellike yurt dışında yaşayan gurbetçi kardeşlerimiz için Baba Zula konserleri çok heyecanlı geçiyor.

Ahmet: Baba Zula’nın müzik türü, dönemin duygusal ihtiyaçlarını karşılıyor ben böyle düşünüyorum. Dolayısıyla özellikle yurt dışında yaşayan gençlerin ilgisi daha fazla.

-Baba Zula’nın yeni albümünden bahseder misiniz?

Melike: Yeni albümümüz basıldı.

Ahmet: Albüm bitti ama önce Japonya’da yayımlanacak. Albüm hazır. (Birtakım teknolojik sıkıntılardan ötürü albüm Japonya’da yayımlanacak.)

Melike: Albümün ismi ‘’34 Oto Sanayi’’. 8 parça var içinde. Son albümüzü 4 sene önce çıkarmıştık. 2 senedir aktif bir şekilde çalışıyoruz. İlk parça ‘’İtaat Etme’’, son parça ‘’Direniş Destanı’’ isimlerinden de anlaşılacağı gibi son dönem yaşadığımız durumlar ile ilgili. ‘’Gariplere Yer Yok’’ kentsel dönüşüm sonucunda sürülen insanların hissettikleri şeyler konu alındı. Murat’ın bebeği oldu 2 sene önce ‘’Küçük Kurbağa’’ ve ‘’Ufaklık’’ aslında o kanaldan parçalar. Murat Ertel’in oğluna yazdığı parçalar.

Ahmet: Baba Zula her zaman birtakım mesajları olan bir grup. Albüm yalnızca Gezi olayları ile alakalı değil. Tabi ki birtakım parçalarımız o olaylar düşünülerek yazıldı. Fakat albüm sadece son 1 yılda yaşadıklarımızı kapsamıyor. Sound olarak konser sound’una daha yakın bir albüm oldu. Mümkün olduğunca kaydında konser sound’una yaklaştığımız bir albüm oldu.

babazula-japan05

 

Triphop Türkiye Hakkında

Bir Cevap Yazın

Or

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.